Aylık arşivler: Ocak 2014

Halet-i Ruhiye #1

Üzgündüm genel olarak, Muhsin Yazıcıoğlu konusunda. Bu videoyu bu gözle hiç izlememişim, bilmem kaçıncı izleyişte bir parlama oldu sanki bende…

Allah rahmet eylesin, hepimiz öleceğiz. İman üzere öldükten sonra, ne şekilde ölümün geldiğinin önemi mı var diye bir alimin sözünü okumuştum geçenlerde. Şehadet ! Ne güzel bir göçüş…

Ölümün yaşı yok !

Gençler ölmez mi diyorsun kardeşim ?

Kaç kişi duydum üst üste ben. Herkes gibi normal bir güne başlayacağını sanan, belki 5 – 10 senenin planını uygulamaya çalışan… Ama otobüsten indikten sonra, karşıya geçerken bir arabanın altında kalan.

Minibüse binen, işine – okuluna giderken minibüsün alt geçide uçması neticesinde minibüsün altında kalan.

Diyordu ya rahmetlik Muhsin Yazıcıoğlu, “Ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi bir solukluktur, gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz ! Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.” diye… Öyle gerçekten.

Düşünsene kardeşim ! Minibüstesin, gülüyorsun, eğleniyorsun. Bir anda hafif bir sarsıntı oluyor, ön tarafa bakayım derken minibüsün takla attığını görüyorsun, 3 saniye sonra artık o gözler görmüyor, o kalp atmıyor, o beyin düşünemiyor.

Nereye gidecektin ? Aklında neler vardı ? Önceden neler yapmıştın ? Gençliğini nerelerde harcamıştın ?

Bak, 24 saat bile sürmeden münker – nekir gelecek. Hepsinin hesabını vereceksin.

Benim gibi, internette, Facebook’ta mı harcadın; yoksa Allah’ın rızasını mı gözettin, O’nun için mi yaşadın, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ve ashabının yolundan mı gittin ?

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber ?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun !
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun !

Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;
Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse !
O demde ki, perdeler kalkar, perdeler iner,
Azrail’e “hoşgeldin” diyebilmekte hüner !

O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın ?
Toprağın altındaki saklambaçta var mısın ?
Ölüm ölene bayram, bayrama sevinmek var;
Oh ne güzel, bayramda tahta ata binmek var !

Ufka bakarlar; ölüm uzakta mı uzakta.
Ve tabut bekler, suya inmek için kızakta…
Sultan olmak dilersen; tacı, sorgucu unut !
Zafer araban senin, gıcırtılı bir tabut !

Necip Fazıl Kısakürek

Duruş

Duruş önemli, çok önemli. Müslümansak, iman etmişsek, en yüce sıfatı taşıyorsak, duruşumuz çok önemli.

Ağırlığı olmalı müslümanın. Tavrının ağırlığı olmalı, sözünde hikmet olmalı, bakışı da susması da çok şey anlatmalı.

Hele hele kâfire karşı…

Bir Müslümanın dinsiz bir kâfire boyun bükmesi ne kadar abestir !

Fakat ruhen zayıflamış kimseler, bunu anlayamazlar. Ve onlarla dostça geçinmeye bakarlar…

Mehmed Zahid Kotku (k.s.)

Yeniden buralarda…

Yeniden buralardayım. Çok zaman geçti değil mi ? Aşağı – yukarı 50 ay geçti…

Yazmayı çok özlemişim. Zaman zaman kendi kendime yazdım, kaydettim, aylar geçtikten sonra sildim. Ne zaman ki Facebook’ta uzun uzun yazar oldum, tekrar farkettim ki: “Yazmayı çok özlemişim!”

Çok zaman geçti. Geçen zamanda elbette çok şey değişti. Okulum değişti, çevrem değişti, yaşadığım il değişti. Ben de değiştim tabi ki… Acı insanı olgunlaştırırmış ya, işte sanırım artık eskisinden kat kat olgunum. En azından, 50 ayı 150 sayabilecek kadar.

Neyse, bunları daha çok konuşuruz inşâAllah. Sonuçta, sık veya seyrek, bir süre buralardayım gibi görünüyor. En azından, kendimi rahatlatabilecek kadar.