Etiket arşivi: adü kardiyoloji

Allah devlete zeval vermesin !

Bu sözü, geçen yıl bir iftar davetinde bundan sonra hiç unutamayacak şekilde aklıma kazıdığımı hatırlıyorum. Talasemi major hastası bir çocuğun babasıyla beraber bir aile dostumuzun evinde davetliydik. Çocuğa kemik iliği nakli yapılmasına az bir süre kalmıştı, baba da dertliydi haliyle.  “Devletimiz çok büyük.” dedi. “Bizden örnekleri aldılar, ilik veri bankasına yüklediler. Almanya’dan birisiyle eşleşti, daha ileri testler yapıldı. Hastane SGK’ya yazıyor, SGK bakanlığa, orası Almanya’ya. Biz hiç uğraşmıyoruz. Sadece 100 TL bir şey ödememiz gerekti. Sırf yurtdışından iliğin gelmesi binlerce lira tutuyormuş, 100 TL ne ki ? Allah devletimize zeval vermesin !”

***

Birkaç ay evvel bir tanıdığımız geçerken uğramıştı bize. Gece uyandıran göğüs ağrısı vardı, uzun yıllardır sigara kullanıyordu. Tam anlayabilmek için sorular sorduğumu hatırlıyorum: Ağrının karakteri nasıl, yaygın mı, nerenin ağrıdığını gösterebiliyor musun, yürüdükçe veya merdiven çıktıkça artıyor mu, dinlenince azalıyor mu, ne zamandan beri artmaya başladı, kaç yıldır sigara içiyorsun, vs… Kontrole gidip ihmal etmemesini söylemiştim, ayrılmıştık. Aynı zamanda babamın da yıllardır sigarayı bıraksın diye dil döktüğü biriydi Vedat amca. Her nasılsa, sorduğum soruların cevaplarını unutmuşum ama aklımda “Vedat amcanın angina pectoris’i var” diye kalmış. Sonraları sınavlar falan derken unutmuştum bu hadiseyi.

Geçen gün babam aradı, “Oğlum, Vedat amcana kardiyolojiden bir randevu alsan” dedi. Aile hekimine gitmiş, o da kardiyolojiye öncelik ver demiş. Ağrısı son zamanlarda artmışmış. Kardiyolojiye gittim, saat 13:48 civarıydı. Hasan Hoca poliklinikteymiş, “buyrun gençler” dedi. Hızlıca durumu anlatmaya çalışırken (aklımda da angina pectoris kalmıştı ya) “hocam geceleri uyandırıyormuş, sıklığı artmış, sanki unstable angina ama” diye bir pot kırdım ki Hasan hoca beni hiç bozmadan “Gelsin gelsin, eğer öyleyse acile gitmesi gerekir zaten. Nerede kalıyor ? Hemen gelebilir mi ?” dedi. “3’te burada olur hocam” diyince “Gelsin, senin ismini söylesin ben bakarım.” dedi.

Öğrenci milleti sevdiği, saydığı hoca tarafından onure edilince havalara uçuyor sanki. Vay canına ! İsmimi söyleyecek ve Hasan Hoca’dan muayene olabilecek. Ne güzel şey.

“Halk içinde mûteber bir nesne yok devlet gibi / Olmaya devlet cihân da bir nefes sıhhât gibi.”
Kanuni Sultan Süleyman Han

13:50 civarında Vedat amcayı aradım, “Abi hemen gel hoca seni bekliyor” dedim. Ben telaşe verince o da şaşırmış, 14 arabasına yetişip geldi. EKG’yi çektirip beraber Hasan Hoca’ya gittik ki ne göreyim ! Ben bir saat önce hocaya unstable angina demişim. Hasta ağrıyan yerini parmakla gösteriyor, yaklaşık sağ midclavicular hatta bir ağrı. Yürümekle değişmiyor, nefes darlığı yok, ağrı yayılmıyor. Vedat amca anlattıkça yerin dibine giriyorum, her an hocanın beni tekme tokat odadan kovmasını bekliyorum. Herhalde ben öyle yapardım. Kardiyoloji stajını geçmiş bir öğrenci bana atipik angina’yı unstable diye anlatsaydı en iyi ihtimalle kovardım diye tahmin ediyorum.

Hasan Hoca bana hiçbir şey demedi. Hastaya “senin ağrın bizlik değil, falan yere git” de demedi. Ağrının bizimle ilgisi yok dedi ama güzelce muayene etti, EKO yaptı. 40 yaşını geçmiş ve sigara kullanıyor olduğundan efor testini de görmek istedi ki olay da zaten orada değişti, ST çökmeleri vardı. EKO’da asendan aort’un büyüklüğünü görünce “BT ile teyid etmek gerekir” demişti ama ST çökmeleri de olunca anjio yapmak gerektiğini söyledi.

Vedat amca şaşkındı. 1,5 saat kadar önce işyerinde rutin işlerini yaparken şimdi anjio yapmak gerekir denmesi ona biraz hızlı gelmişti anlaşılan. Benim halimi anlatmaya ne gerek ? Daha “ben nasıl yanlış hatırlıyorum bu kadar ya” diye düşünüyorken sonuna kadar güvendiğimiz Hasan Hoca’nın bu kararı vermesi beni de şaşırtmıştı. Çok yanlış hatırlamış ama sonuçta Vedat Amca’yı Hasan Hoca’ya götürmekle doğru bir şey yapmıştım sanırım.

Ertesi gün anjio yapıldı. Asendan aort’un çapı 48 mm idi ki biz Kalp Damar Cerrahisi’nde cerrahi sınırını 50 mm olarak öğrenmiştik, yani sınıra dayanmıştı. (O esnada bile Hasan Hoca bize sürekli anlatıyor, bilgi veriyordu. Normalde sınır 55 mm imiş ama hastada biküspit aort olduğundan dolayı sınır 50 mm oluyormuş.) Üstelik Hasan Hoca koronerleri de kontrol etmişti ve kalsifikasyonlar vardı. “Sigarayı bırakmazsan, ileride kalp hastalığına adaysın.” dedi Hasan Hoca. Böylelikle babamın yıllardır uğraştığı sigara meselesi Hasan Hoca’nın bir cümlesiyle bitiyordu. Artık yanlış hatırlamamda da bir hikmet var diye düşünmeye başlamıştım 🙂 Vedat Amca’nın bu konuda iki şansı vardı bana göre: Birincisi Hasan Hoca’ya muayene olabilmesi, ikincisi de benim onun şikayetlerini yanlış hatırlamam.

Taburcu edileceği esnada

Ve sonuçta: Hasan Hoca’nın ilgi ve alakası sayesinde Vedat amca’nın hastalığını öğrenmiş; asemptomatik seyredip herhangi bir zamanda diseksiyon veya rüptürle ciddi mortal olacak bir durumun önüne geçebilmiş olduk. Vedat Amca şimdi sigarayı bırakıyor, yeme-içmesini düzenliyor, tansiyonunu takip ediyor. Her karşılaştığımda da Hasan Hoca’ya da bana da dua etmeyi ihmal etmiyor 🙂

Başta da dedim ya, Allah devletimize zeval vermesin ! Hasan Hoca ve onun gibi pek çok değerli hocamızı bizimle buluşturuyor, hastanede kalınan süre boyunca anjio hazırlığından taburculuğa kadar her şeyimizle ilgilenen insanlar gönderiyor. Bir yandan da biz öğrencileri eğitiyor. Bunca eğitimi, organizasyonu ve akıl almaz, güç yetmez miktardaki masrafı bireysel olarak sağlayabilecek, karşılayabilecek kaç kişi var ?

Devlet hakikaten çok büyük. Bunca nankörlük edenleri; bursundan-yurduna, hastanesinden-yoluna suyuna varana kadar tepe tepe kullanıp bir de demediğini bırakmayanları dahi kollayacak kadar çok büyük.

Bu vesileyle başta Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr.Hasan Güngör hocam olmak üzere tüm hocalarıma, Kardiyoloji’deki asistan abi/ablalarıma, anjiografi ekibine ve tüm hastane çalışanlarına şahsım ve Vedat Amcam tekrar tekrar teşekkür ederim.